Yıldızlar Şimdi Parlıyor: Süpernovalar!
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim

Yıldızlar Şimdi Parlıyor: Süpernovalar!

0

Süpernovalar çok fazla enerji yayan yıldız patlamalarıdır. Bir yıldızın enerjisi azalıp ömrünü tamamladığında meydana gelen süpernova olayı öyle şiddetlidir ki uzayda meydana gelen en büyük patlamalar arasındadır. Genellikle birkaç hafta süren süpernovalar, bu süre içinde bulundukları alanı çok fazla parlatırlar, öyle ki bu ışık kümesi galaksilerin yaydığı ışıktan daha fazla ve daha büyük olabilir, Güneş’in yayacağı tüm enerjiye eş değer hatta daha fazla bir enerji salınabilir. Bir süpernova aniden yaşandığı için ne zaman gerçekleşeceğini tahmin etmek oldukça zordur. Ölmüş bir yıldızın izlerini barındıran bu astrolojik olay kendine hayran bırakacak derecede olağanüstülük barındırıyor.

Bu patlama sayesinde Dünya’mızın var olabildiğini biliyor muydunuz?

Yıldızlar içlerinde bildiğimizden çok daha fazla madde barındırır ve bunlar patlamaları sonucunda akıl alamayacak miktarda etrafa saçılır. Bu saçılım sonucunda maddelerin evrenin başka kısımlarında birleşerek yeniden yıldızlar ya da yıldız sistemleri oluşturduğu varsayılmaktadır. Varsayım, Dünya’nın ve Dünya yaşamı için önemli olan Güneş’in varlığının temeli olarak düşünülebilir. Bu patlamalar yeni bir var oluşun ya da yok oluşun da sebebi olabilir, yeni oluşumların kapılarını aralayabilir. Neye sebep olacaklarını ya da bizden önce neye sebep olduklarını tam olarak bilmediğimiz süpernovalar bir sır kapısı niteliğindedir desek yanlış olmaz.

Aslında, Carl Sagan “Hepimiz yıldız tozuyuz.” derken varlığımızın temelindeki büyük bir gerçekten bahsediyordu.

Bu kadar büyük ve parlak patlamalar olmasına rağmen süpernovaları neden hissetmiyoruz ya da göremiyoruz?

İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi’nin dışındaki yıldızların gözlemlenmesi zordur ve bir süpernova patlamasının etkisini hissedebilmemiz için patlama en az 30 ışık yılı uzaklıkta olmalıdır. Samanyolu’nun içerisinde bir patlama yaşanacak olsa bile çok büyük yıldızlar olmadığı sürece bunu gözle göremeyiz bununla birlikte, galaksimiz içerisindeki yıldızlardan gözlemlediğimiz kadarıyla 50 yıl içerisinde etkisini hissedeceğimiz bir süpernova patlaması beklenmiyor. Bu yargılardan yola çıkarak süpernovaların çok sık meydana gelmediği düşünülebilir ancak durum pek sanıldığı gibi değil; tam şu an durduğumuz anda bile 30 süpernova patlaması yaşandı ve bu kelimeyi okuduğunuz anda birkaçı daha patladı. Evet, birazdan birkaç yıldızın daha ömrü sonlanacak. Tüm evreni düşündüğümüzde her saniye birçok patlama yaşanıyor ancak Samanyolu Galaksisi gibi galaksilerde her 50 yılda 1 yaşanan süpernovalar, bize evrenin akıl alamayacak büyüklükte olduğunu bir kez daha gösterir.

bir süpernova kalıntısı

Patlamalar çok sık olsa da biz bunları nadiren gözlemleyebilmekteyiz. Bu olaya yönelik en eski gözlem Çinli astronomlar tarafından MS 185 yılında yapılmış, ne yazık ki o dönemde devamı gelememiştir. Uzayı gözlemleyebilecek yeterli gelişmelerin olmadığı yüzyıllar boyunca kayda geçen çok az süpernova vardır. Ancak bu yetersiz sayının arasında çok büyük bir süpernova gözlemi kendine yer bulmuştur. Bu, Yengeç Nebulası olarak bildiğimiz toz bulutunun oluşmasına olanak sağlamış, 1054 yılında gözlemlenen süpernovadır. Bu süpernova öylesine şiddetli ve parlaktı ki gündüz, açık gökyüzünde bile ışığını gözle görebilmek mümkündü.

Süpernova, bir yıldızın merkezinden başlar. Merkezde meydana gelen değişiklikler patlamanın ana sebeplerindendir.Süpernova patlamaları çeşitli şekillerde oluşabilir. Bunlardan biri nükleer füzyon tepkimeleri sonucunda yıldızların patlamasıdır. Yıldızların sıcaklığı yükseldiği zaman karbon füzyonu başlar ve bunun sonucunda yıldız patlayarak yok olur.

Olayı daha iyi anlayabilmeniz için nükleer füzyon tepkimelerinin kısaca ne olduğuna bakalım;

Füzyon Tepkimesi Görsel Şeması

Nükleer füzyon, iki hafif elementin nükleer reaksiyonlar sonucu birleşerek daha ağır bir element oluşturmasına verilen isimdir. Çekirdek tepkimesi olarak da bilinen bu tepkimenin sonucunda çok büyük miktarda enerji açığa çıkar. Bir süpernovanın da yıldızın merkezinden ya da çekirdeğinden başladığını söylemiştik. Bu durumda nükleer füzyon yıldız patlamalarının bir sebebi olarak kabul edilebilir.

Bir diğer patlama sebebi büyük kütleli yıldızların çökmesinden kaynaklanır. Hidrojen, helyuma dönüşemediğinde yıldızın basıncı kütle çekimini yenemez ve yenemediği durumda çökme başlar. Sonrasında kütlesinin bir kısmı merkeze doğru yol alır. Merkezde biriken tüm kütleyle beraber yıldız kendi kütleçekim kuvvetine dayanamaz. Bu esnada enerjinin azalması dış katmanların yıldızdan kopmasına sebep olur ve patlama meydana gelir.

Bunu zihnimizde somutlaştırabilmek için yıldız ve yıldız katmanları hakkında kısa bir bilgi vermekte fayda var;

Kendi aralarında değişiklik gösteren yıldızların iç yapılarında da farklılıklar gözlemlenir. Yıldızlar iç kuvvetlerin birbiriyle uyumlu olduğu bir denge hâlindedir. İçeri doğru yönelen kütleçekim kuvveti ve plazma gazının enerjisi dengeyi sağlayan kuvvetlerdir. Bu kuvvetlerin birbirini dengelemesi için tipik bir yıldızın çekirdeğindeki sıcaklık 10⁷ K ya da daha yüksek olmalıdır. Bir yıldızın çekirdeğinde ortaya çıkan sıcaklık yıldızın daha fazla çökmesini önleyecek kadar enerji üretir.

Atom çekirdekleri yıldızın çekirdeğinde gama ışınları şeklinde enerji yayarlar. Bunlar çevresini saran plazma ile etkileşime girerek çekirdeğe ısı enerjisi eklerler. Yıldızlar hidrojeni helyuma çevirerek yavaş ama düzenli artan bir oranla helyumu artırırlar. Helyum oranı baskın hâle geldiğinde çekirdekteki enerji üretimi durur. Hidrojenin helyuma dönüşememesi ve çökmenin başlaması bu esnadaki aksaklıkların sonucudur.

Yıldız katmanlarından ışınım bölgesi yıldızın içinde enerji akışını sağlayacak olan bölgedir. Bu bölgede plazma hareketsizdir.

Yıldızının gözlemci tarafından görülebilen kısmına ışıkyuvar (fotosfer) denir. Bu katmanda yıldızın plazma gazı ışığa karşı saydamlaşır. Çekirdekte üretilen enerji ışıkyuvardan uzaya doğru yayılır.

Işıkyuvarın üzerinde yıldız gazyuvarı (atmosfer) bulunur. Bunu sıcaklığın çok hızlı arttığı geçiş bölgesi çevreler.

Atmosferin ötesinde milyonlarca kilometre dışarıya uzanabilen güneş tacı bulunur. Isısı oldukça yüksek olmasına rağmen taç çok az ışık yayar ve yalnızca güneş tutulmasında görünür.

Nova ve Süpernova

Nova ve Süpernova olayları sıklıkla birbirine karıştırılan iki farklı olaydır. Her ikisinin de temelinde patlamalar olsa da süpernovalar bir yıldızın ölümüdür ve adından da anlaşılacağı üzere çok daha büyük bir etki ve yıkıma sahiptir.

Süpernova Kara Deliklerin Oluşumuna Sebep Olur mu?

Gökbilimciler tarafından Havai Fişek Gökadası olarak adlandırılan ve çok sık süpernova patlamaları yaşanan NGC 6946 gökadası birçok büyük yıldıza ev sahipliği yapıyor.

2009 yılında kütlesi Güneş’in kütlesinin hemen hemen 25 katı olan bir yıldızın parlaklığının artmaya başlandığı gözlemlendi. Gittikçe parlaklığı artan yıldız 2015 yılına gelindiğinde bir süpernova patlaması yaşanmadan gözden kayboldu. İlk önce araştırmacılar kaybolan yıldızın bir toz bulutu yüzünden görünmez hale geldiğini düşündü, kızılötesi teleskoplarla da yapılan gözlemlerden hiçbir sonuç alınamadı. Ancak tüm ihtimaller gözden geçirildikten sonra kaybolan yıldızın bir karadeliğe dönüştüğü sonucuna varıldı.

Çok büyük kütleli yıldızlar ömürlerinin sonunda karadeliğe dönüşebilir. Önce supernova patlamasının olduğu düşünülse de, patlama olmadan da karadeliklerin yıldızlar tarafından oluşturulabileceği bariz. Ancak bu süpernovalar karadeliklere sebep olmaz demek değil. Bir yıldız öldüğünde başka bir yıldızın temelini oluşturur. Yalnızca yıldızların değil, birçok gök cisminin temelini atan patlamalar karadeliklerin de sebebi değildir diyemeyiz. Bu soruya verilebilecek cevap süpernova patlamalarının karadelik oluşumuna sebep olabileceğidir.

    Yazar Hakkında

    Ne Düşünüyorsun?