Hepimiz Bir Simülasyon İçinde mi Yaşıyoruz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yaşam

Hepimiz Bir Simülasyon İçinde mi Yaşıyoruz?

0
The Matrix

Matrix film serisini hemen hemen hepimiz biliriz.Altında güçlü mesajlar yatan, her ne kadar bilim kurgu türünde olduğu gözüksede felsefeyi de oldukça tetikleyen bir film serisidir.Filmde başkahramanımız olan Neo’nun çevresinde yaşadığı içsel bunalımın ve büyük bir boşlukta olduğunu hissetmesi gibi nedenlerden dolayı yaşadığı evrenden çıkıp, zincir olaylar sonucunda Matrix’in bir süper bilgisayarın kodları sonucunda var olduğunu öğrenmesiyle, Matrix’i yok etmekle görevlendiğini anlar.Bu sırada çeşitli olaylar karşısında birçok seçim yapmak zorunda kalan Neo, kendini feda ederek Matrix’i bitirmeyi başarır.Filmde bizlere aktarılmak istenen asıl mesaj, şu an yaşadığımız evrenin de simüle edilmiş ihtimalini düşünüp sorgulayabilmemiz.Gelin bu konuyu biraz daha irdeleyelim.

Nick Bostrom

Her ne kadar bu argümanı Matrix 1999 yılında yayınladığı filmin ilk serisiyle açıklamış olsa da; yazılı olarak ilk 2003 yılında Nick Bostrom tarafından açıklandı. Temelinde evrenin çok ileri düzey teknolojiye sahip bir uygarlık tarafından kodlanmış bir simülasyondan ibaret olabileceğini öne sürmekle beraber gerçekliğin bir simülasyon olduğunu ve bu simülasyonun içinde olanların bunun bir simülasyon olduğunun farkında olmadığını ileri sürer. Bu konsept René Descartes’in Uğursuz Şeytan’ını anımsatır ama daha fütürist bir simüle gerçeklik önerir.Yani kısaca toparlayacak olursak,şu an etrafımızda gördüğümüz her şey, insanlarda dahil olmak üzere, bir süper bilgisayarın kodlarından ibaret.Kulağa fazla çılgınca gelebilir ama olasılıklar dolu bir evrende yaşadığımızı hatırlayacak olursak, azımsanmayacak kadar yüksek bir ihtimali var bahsettiğimiz hipotezin.

2016’da katıldığı bir programda bu konu hakkında düşüncesini dile getiren Elon Musk, gerçek evrende yani simüle edilmemiş bir evrende olma ihtimalimizin milyarda bir olduğunu iddia etti.Bu hipotezin güçlü savunucularından biri olan Musk, “bundan 40 sene önce Pong veya Tetris oynuyorduk. Şimdi hipergerçekçi bilgisayar oyunlarına gömülmüş haldeyiz. Bundan 40 sene sonra oyun, simülasyon ve arttırılmış gerçeklik alanlarında neler başarılacak?” sözlerini ekledi.Öte yandan ünlü astofizikçi olan The Cosmos belgeselinin sunucusu Neil De Grasse Tyson’da böyle bir ihtimalin oldukça yüksek olduğunu dile getiriyor.Bu hipotezi savunan yüzlerce bilim insanlarının olduğu gibi bunu kabul etmeyen ve çürütmeye çalışan bilim insanları da var elbette.

Oxford ekibi konu üzerinde çalışarak en basitiyle evrenimiz kadar büyük bir ölçekteki simülasyonu sürdürecek kadar parçacığın bulunmuyor oluşunda saklı olduğunu açıkladılar.Kuantum anormalliklerini açıklayabilmek için uzun süren hesaplamalar yapıldı. Tam kapsamlı bir simülasyon için gerekli parçacıkların sayısı arttıkça, karmaşıklık da katlanarak arttı. Simülasyon ne kadar büyük olursa, o kadar çok bilgi işlem gücü gerektiği anlaşıldı. Araştırmacılar sadece fiziksel evrenin çok küçük bir parçasını modellemeye çalışmalarına rağmen imkansız olduğu düşüncesine kapıldılar.Yani böylesine gelişmiş bir simülasyonu yapmak, onun beyni olacak birimin daha çok atomla inşa edilmesi demekti. Haliyle bu da yaşadığımız evrenden çok daha büyük bir belleğin var olması gerektiği sonucuna ulaştırdı.Bu gibi nedenlerden dolayı simülasyon görüşü çıkmaza girdi ve imkansız olduğu kısmen kanıtlanmış oldu.Bu çoğu bilim insanını tatmin etmemiş olsa da birçok kişide bu kanıya vardı fakat hala tartışılan hipotezlerin başında geliyor.

Olasıklarla dolu yaşadığımız bu evrende bilimin gelişmesiyle daha çok araştırıyoruz ve yeni yeni şeyler keşfediyoruz.Eğer bir gün hepimizin bir bilgisayar kodundan ibaret olduğu ispat edilirse yaşadığımız, gördüğümüz, tattığımız her şeyin yapay olduğunu ve seçimlerimizin yönetildiği bir oyundaki karakterler olduğumuz da ispat edilmiş olacak.Bu her ne kadar kulağa korkunç geliyor olsa da size en basit deyimiyle bir örnek vereyim.Bir oyun programcısı olduğunuzu düşünün ve yeni bir sanal evren yaratmak istediğinizi varsayalım.Bilgasayarınızın önüne geçtiniz ve karakterler de dahil olmak üzere her şeyi istediğiniz gibi kodlayıp programladınız.Peki içinde yaşamlarını sürdüren karakterler, kendi evrenlerinin simüle olmadığını, tek gerçek evrenin yaşadıkları bu sanal ortam olduğunu düşünüyorlarsa?Onlara göre gerçek insanlar onlar ve gerçek dünya da yaşadıkları o sanal evren.Bilgisayar üzerindeki programlayacılarını ya da şu an üstümüzde yaşadığımız dünyayı kendi gözleriyle gördüler mi? Hayır. İşte biz bu gibi şeyleri simüle edebiliyorsak, milyonlarca galaksilerin içindeki milyarlarca gezegenin içinde yaşayan bizden çok daha zeki ve gelişmiş bir ırkın bizi simüle etme ihtimalleri var mı?Neden olmasın :) Amaç sorgulatıp doğru olanı bulmak olmalı her zaman. Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle, hoşçakalın.🌸

    Yazar Hakkında

    Ne Düşünüyorsun?